Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı

A+
A-
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı

*Etkililik ve verimlilik, özellikle iş dünyası literatünde sıkça kullanılan iki kavramdır. Etkililik, arzu edilen belli bir neticeye ulaşma kabiliyeti,  verimlilik ise birşeyin yapılmasındaki etkililik derecesidir. *

 

*Stephen R. Covey, bir kitabında etkili insanların yedi prensibi üzerinde  durmaktadır. Yazar, verimlilikten çok etkililiğe dikkat çekmektedir, zira  insanların hayatlarında belirli bir gaye taşımaları ve bütün faaliyetlerinde  bu gayeleri göz önünde bulundurmaları gerektiğini düşünmektedir.

 

*Etkililikten mahrum bir verimlilik, yanlış hedefe tam isabet demektir,  verimlilikten mahrum bir etkililik ise, önceden tespit edilen hedefe tam  anlamıyla ulaşamamaya sebep olabilir. Covey, etkililik hakkında şöyle der:  “Etkililik (hatta hayatta kalabilme) sadece ne kadar gayret sarfettiğimize  değil, doğru konu üzerinde gayret sarfedip etmediğimize bağlıdır. *

 

*Doğru konu üzerinde yoğunlaşmayı açıklamak için “vizyon” ve “misyon”  kavramlarından istifade edebiliriz. Vizyon, iş dünyasında bir şirketin  ulaşmaya çalıştığı hedeflere, misyon ise şirketin mevcudiyet sebebine işaret  eder. Şirketler gibi fertler de belli bir vizyon ve misyon taşımalıdır.  Kriterler, bu uzun vadeli ve kalıcı kurallara göre belirlenir. Mesela ABD  Anayasası 200 yıldır, temel ilkeler açısından değişmemiştir. İnsanların  etkili olabilmesi için değişmeyen bir “öz”e ihtiyaçları vardır. Sabit bir  hedefi vurmak, hareketli bir hedefi vurmaktan daha kolaydır. *

Paradigmalar

 

*Model veya atıf çerçevesi anlamındaki paradigmalar, dünyaya açılan  pencerelerimizden biri olduğu için idrak süreçlerinde rolleri büyüktür.  Covey`e göre etkililik konusundaki temel paradigma şöyledir: “İnsanların  etkililiğine tesir eden umumi ve fıtrı kanunlar mevcuttur .  Bu kanunlar,  yerçekimi kanunu gibi hakiki ve sabittir. İnsani ilişkilerde bunlar; adalet,  dürüstlük, izzet, hizmet, fazilet gibi sıfatlar halinde bizlere rehberlik  yapar. Paradigmalar fıtrat kanunlarına ne kadar yakın olursa, o kadar  hatasız fonksiyon görürler. Asli ve evrensel yaratılış kanunlarına uyulduğu  takdirde, sosyal ilişkiler pürüzsüz gerçekleşir. Etik kaygılar taşıyan ve  maneviyata susamış insanlar, bu tür davaranışların cezbesine kapılırlar.

Etkili insanların itiyat edindikleri yedi prensip şu şekildedir:

*1. Müsbet hareket et.

 

*2. Akıbeti düşün.

 

*3. Öncelikleri tespit et.

 

*4. Hayatı cidal olarak görme.

 

*5. Önce anla, sonra anlaşılmayı bekle.

 

*6. Ekip dayanışması içinde ol.

 

*7. Kendini yenile.

 

*İlk üç prensip Covey tarafından “Şahsi Zafer” olarak adlandırılır. Olumlu  düşünmek ve hareket etmek, etkili bir insanın temel karakteridir. Müsbet  hareket eden insanlar, etraflıca düşünülmüş ve benliğe mal edilmiş belli  tercihler ve ilkelere göre icraatta bulunurlar. Tepkici insanlar ise dahili,  deruni, manevi ve kalıcı hakikatler ışığında değil, harici, süfli, maddi ve  gelip geçici şartlara göre hareket ederler. Olumlu düşünen insanlar,  istikrarlı paradigmalarına göre belirli bir insiyatif taşırlar ve buna göre  düşünceden aksiyona geçerler. Müsbet düşünüp hareket etmek için insanın  belli birşeye karar vermesi ve bunu başarmak için mevcut gücünü bu yolda  sarfetmesi, yani varlığını davasına adaması gereklidir.

*Olumlu insanların başka bir özelliği de enerji ve sermayelerini, birşeyler  yapabilecekleri, yani tesirde bulunabilecekleri daire içinde  sarfetmeleridir. Tepkici insanlar ise himmetlerini, kontrol edemedikleri  şeyler üzerinde heba ederler. O halde müsbet hareket etmenin nisbeti,  tesirde bulunabileceğimiz kendi dairemizde ne kadar gayret sarfettiğimize  bağlıdır.

*İkinci prensip, akıbeti düşünmektir. İnsan ölümünü düşünmeli, dünyanın fani  olduğunu unutmamalıdır. Yoksa hayat boyu meşguliyetler içinde, oradan oraya  koşturabilir, ama hedefine ulaşamaz.

*Akıbeti düşünmek, insanın bugün yaptığı işlerde, hayatının birgün sona  ereceğini hesaba katarak kriterlerini belirlemesidir. “Nereye gidiyorum?`  sorusuna tatmin edici bir cevap bulabilen, şu anda nerede olduğunu daha iyi  tespit edebilir ve daima doğru yolda ilerlemeye çalışır.

 

*Covey, daha sonra, insanların ideal haline getirdikleri unsurları tahlil  eder. Para, eş, aile, iş, zevk, arkadaş vs. Hayatımıza mana katmak, etkili  yaşamak, asli bir paradigmaya ulaşmak için zamanüstü ve değişmeyen  prensipler bulmamız gerektiğine dikkat çeker. Bu değişimi gerçekleştirmek  için tavsiye ettiği şey ise, cenaze merasimimizi hayal etmemizdir.

 

*Üçüncü prensip, önceliklere riayet etmektir. Son yıllardaki zaman yönetimi  tekniklerinin de vurguladığı gibi, önceliklerin organize ve icra edilmesi,  gerek fertlerin gerekse kurumların etkililiği açısından çok önemlidir.  Olumlu hareket eden insanlar,acil olmasa bile önemli olan faaliyetler  üzerinde yoğunlaşırlar. Zaten etkili yönetimin özü de budur. Tepkici  insanlar ise, enerjilerini krizler, bitmeyen problemler, kısa vadeli  projeler üzerinde harcayıp tüketirler.

 

*Bundan sonraki üç prensip “Ekip Zaferi” olarak isimlendirilmektedir. Şahsi  zaferler elde eden insanlar, bağımsızlıklarını kazanırlar. Dördüncü, beşinci  ve altıncı prensipler, bağımlılıktan kurtulan bu insanları birbire bağımlı  hale getirir, böylelikle grup veya kurum üyeleri arasında işbirliği, ekip  çalışması, sağlıklı iletişim, kollektif şuur ve şahs-ı manevi oluşur. Covey,  bu noktada “Hissi Banka Hesabı” şeklinde bir benzetme yapar. Bu hesap,  ilişkilerdeki samimiyet ve itimat miktarına göre değişir. Anlayışlı olma,  sözünde durma, iç-dış bütünlüğü ve gıybetten kaçınma bu hesaba yatırılan “depozitolar”dan bir kısmıdır.

 

*Dördüncü prensip, kazanma/kazanma mantığıyla hareket eden insanların,  ümitli ve azimli bir şekilde, daima dayanışma ve işbirliği içinde  olacaklarına dikkat çeker. Kazanma/kaybetme düşüncesiyle hareket eden  insanlar için ise hayat bir cidalden ibarettir. Dünya onlar için rakiplerin  altedildiği bir arenadır. Yeryüzündeki nimetlerin herkese yeteceğini düşünen  insanlar kazanma/kazanma mentalitesini taşırlar. Kıtlık içinde yaşadığımızı  düşünen ve mevcut tek pastayı paylaşma mücadelesiyle herkesi rakip olarak  görenler ise kazanma/kaybetme zihniyetine sahip kişilerdir. Netice  itibariyle galip olanlar, hep kazanma/kazanma mantığıyla hareket edenlerdir.

 

*Beşinci prensip “önce anla, sonra anlaşılmayı bekle” şeklindedir. Yazara göre bu, kişiler arasındaki iletişim ve etkileşim için en önemli prensiptir.  Bir insan kendi fikirlerini ne kadar net, detaylı ve anlaşılır bir şekilde  aktarabilirse, bu fikirlerin kabul edilme ihtimali ve etkileşimin etkililiği  de o kadar artmaktadır. Burada önemli bir husus da aktarılan görüşlerin  belli bir bağlam içinde verilmesi gerektiğidir. Karşımızdaki kişi veya  kişilerin paradigma ve mülahazalarını göz önünde bulunduran bir bağlam  dahilinde nakledilen fikirlerin tesiri daha fazladır.

 

*Altıncı prensip, ekip dayanışması içinde olmaktır. Tabiatta herşey  birbiriyle münasebet halindedir. İnsani ilişkilerde de farklılıklara dayalı,  kusurları görmeyen, zayıflıkları telafi edici bir dayanışma sergilenirse  (yani ihlas sırrı yakalanırsa), samimiyet nisbetinin artmasıyla birlikte  tezahür eden ve gelişen kutsi bir güç sayesinde ortak problemler çok daha  müessir bir biçimde analiz edilip çözülecektir. Japonların iş dünyasındaki  başarılarının arkasında bu güç yatmaktadır.

 

Son prensip kendini yenilemedir. Kendini yenilemek dört boyutta  gerçekleşebilir:

 

  1. Fiziki (egzersizler, dengeli beslenme, stresten uzak durma)

 

  1. Ruhi (değerlerin belirlenmesi, belli bir hedefe kilitlenme, azim ve tefekkür)

 

  1. Zihni (okuma, tahayyül, planlama, yazma)

 

  1. Sosyal/hissi (hizmet, empati ve sinerji, yani başkalarının hislerini anlama ve dayanışma)

 

*Sağduyu ve vicdandan kaynaklanan bütün bu prensiplerden sonra şu gerçeği de  vurgulamak gerekir: En etkili insan, kamil insandır. Zira onun hedefi, gelip  geçici, pörsüyen menfaatler ve başarılar değil, O`nun kutsi dergahında  göreceği muameledir. Böyle bir hedefe ulaşmaya can atan bir insanın  semeresiz reaksiyonlarla hayat sermayesini heba edeceği, faniliğin cezbesine  kapılacağı, önceliklerin sırasını şaşıracağı, anlamsız bir mücadele içinde  çırpınacağı, dinlemesini bilmeyip fikirlerini empoze edeceği, “yalnız  kahraman” olma hayaliyle ekibin bereketinden mahrum kalacağı, değişim ve  dönüşümlerin birbirini kovaladığı sürat çağında demode olacağı düşünülemez.

*Yukarıdaki prensiplere uyup “etkili” bir ömür geçirdikten sonra iflas bayrağını çekip başka bir hayata yelken açanların hali ise gerçekten içler  acısıdır.

Kaynak:

 

“Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı: Etik Karakterinin Kısıtlanması”, Stephen R. Covey. New York: Simon & Schuster Inc., 1989. * Çeşme *. Cilt 2, No. 14, ss. 41-43.

Yorumlar

0 yorumlar

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ali dedi ki:

    Bu yazı insanın kendini sorgulayıp nerede olduğunu tespit etmek için çok iyi bi fırsat. Teşekkürler